İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331): İşverenin Yükümlülükleri Tam Rehber (2026)
<strong>6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu</strong>, Türkiye'de işveren yükümlülüklerinin en geniş ve en az bilinen bölümünü düzenler. En çok şaşırtan yanı kapsamıdır: kanun, kamu-özel ayrımı yapmaksızın kural olarak <strong>tüm işyerlerini ve tek çalışanı olan işvereni de</strong> içine alır; "biz küçük bir ofisiz, bize İSG gerekmez" cümlesinin mevzuatta karşılığı yoktur. Bu rehber işveren tarafını sırayla anlatır: kanun kimleri kapsar, tehlike sınıfı nasıl belirlenir ve neyi değiştirir, iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi görevlendirme yükümlülüğü nasıl doğar, risk değerlendirmesi neden bütün sistemin merkezindedir, İSG eğitimleri ve sağlık gözetimi nasıl yürür, çalışan temsilcisi ve İSG kurulu hangi işyerinde zorunludur, iş kazası kaç günde bildirilir, çalışan hangi hâlde çalışmaktan kaçınabilir ve iş hangi hâlde durdurulur. Alanın tanım düzeyindeki özeti için <a href="/sozluk#is-sagligi-ve-guvenligi">sözlükteki İSG maddesine</a> bakabilirsiniz; burada odak, denetimde önünüze konan belgelerdir.
6331 Sayılı Kanun Nedir, Kimleri Kapsar?
Kısa cevap: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ile mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenler. Kapsamı geniştir: kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler dâhil tüm çalışanlara faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır. Çalışan sayısı bir eşik değildir — tek çalışanı olan işyeri de kapsamdadır. Sınırlı sayıda istisna vardır (örneğin Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk ve MİT'in kendi faaliyetleri, afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri, ev hizmetleri ve çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına çalışanlar).
Kanunun kurduğu mantık, tek tek yasakların sayıldığı bir liste değildir; işverene sürekli bir yönetim ödevi yükler. Bu ödev dört fiile indirgenebilir: önle, değerlendir, eğit, kaydet. İşveren riski kaynağında önlemek, önlenemeyeni değerlendirmek, çalışanı bilgilendirip eğitmek ve bütün bunları belgeyle göstermekle yükümlüdür.
Uygulamada en sık yapılan üç yanlış varsayımı baştan düzeltmek gerekir:
- "Az çalışanı olan işyeri kapsam dışıdır." Değildir. Çalışan sayısı bazı yükümlülüklerin biçimini değiştirir (örneğin kurul kurma veya işverenin bazı hizmetleri kendi üstlenebilmesi), kapsamı değil.
- "Ofis işi tehlikeli değildir, İSG gerekmez." Ofis kural olarak az tehlikeli sınıfta yer alır; ancak az tehlikeli olmak muaf olmak demek değildir. Risk değerlendirmesi, eğitim ve acil durum planı yükümlülüğü orada da vardır.
- "Hizmeti dışarıdan aldık, sorumluluk onlarda." İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin dışarıdan alınması, işverenin bu konudaki sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Yükümlülük devredilebilir bir şey değildir; yerine getirilmesi başkasına yaptırılabilir.
Bir nokta daha: çalışanların iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, işverenin sorumluluğunu etkilemez ve İSG tedbirlerinin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Bu iki cümle, kanunun sorumluluk dengesini tek başına özetler.
Tehlike Sınıfları: Az Tehlikeli, Tehlikeli, Çok Tehlikeli
6331 sayılı Kanun'un işleyişindeki en belirleyici değişken tehlike sınıfıdır. İşyerleri yapılan işin niteliğine göre az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üçe ayrılır. Sınıf, işverenin beyanına göre değil, işyerinin ekonomik faaliyet (NACE) koduna göre, Bakanlıkça çıkarılan tebliğ esas alınarak belirlenir.
Tehlike sınıfının değiştirdiği şeyler şunlardır:
| Yükümlülük | Tehlike sınıfına bağlılığı |
|---|---|
| İş güvenliği uzmanının sertifika sınıfı | Çok tehlikelide (A), tehlikelide en az (B), az tehlikelide en az (C) sınıfı belgeli uzman görevlendirilir |
| Uzman ve işyeri hekiminin ayıracağı asgari süre | Çalışan başına aylık asgari süre yönetmelikle belirlenir ve tehlike sınıfı yükseldikçe artar |
| Risk değerlendirmesinin yenilenme sıklığı | Az tehlikelide en geç altı, tehlikelide dört, çok tehlikelide iki yılda bir yenilenir |
| İSG eğitimlerinin tekrar aralığı | Az tehlikelide en az üç, tehlikelide iki, çok tehlikelide bir yılda bir tekrarlanır |
| İşe giriş ve periyodik sağlık muayeneleri | Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde işe uygunluk raporu olmadan işe başlatılamaz; muayene aralıkları sınıfa göre belirlenir |
| Az çalışanlı işyerinde işverenin hizmeti kendi üstlenmesi | Yalnızca az tehlikeli sınıfta ve ondan az çalışanı olan işyerlerinde, Bakanlıkça ilan edilen eğitimi tamamlamak şartıyla mümkündür |
Buradaki en kritik pratik uyarı şudur: faaliyet kodunu "yaklaşık" seçmeyin. Tescilde bildirilen NACE kodu yanlışsa işyeri gerçekte olması gerekenden düşük bir tehlike sınıfında görünür; kod sonradan düzeltildiğinde ise geçmişe dönük yükümlülük ve denetim tartışması doğar. Fiilî faaliyet ile sicilde yazılı amaç maddesi farklıysa esas alınacak olan fiilî faaliyettir. Tescil ve faaliyet kodu ilişkisini SGK işyeri tescili rehberinde ayrıntılı anlattık.
Bir yanlış inanışı da burada düzeltelim: tehlike sınıfı bugün SGK prim oranını belirlemez. Kısa vadeli sigorta kolları primi tüm işyerleri için tek orandır. Yani NACE kodunun etkisi prim tarafında değil, tam olarak bu rehberin konusu olan İSG yükümlülükleri tarafındadır.
İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi Görevlendirme
Kanun, işverene iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmak üzere iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğü yükler. Bu yükümlülük üç yoldan biriyle yerine getirilebilir:
- Çalışanlar arasından görevlendirme — gerekli niteliklere sahip çalışan varsa.
- İşyeri sağlık ve güvenlik birimi kurma — yeterli büyüklükteki işletmelerde.
- Ortak sağlık ve güvenlik birimi (OSGB) gibi dışarıdan hizmet alma — uygulamada en yaygın yol.
Hangi yol seçilirse seçilsin değişmeyen kural şudur: hizmetin dışarıdan alınması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. OSGB ile sözleşme imzalanmış olması, risk değerlendirmesi yapılmamışsa veya eğitim verilmemişse işvereni kurtarmaz. Görevlendirilen uzman ve hekim, işverene yazılı olarak bildirdikleri eksiklikler bakımından da bir güvence kaynağıdır; bu yazılı bildirimlerin kayıt altında tutulması iki taraf için de önemlidir.
Ondan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde işveren veya işveren vekili, Bakanlıkça ilan edilen eğitimi tamamlamak şartıyla iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini kendisi üstlenebilir. Ancak bu istisnanın sınırı vardır: işe giriş ve periyodik muayeneler ile tetkikler bu kapsama girmez, bunlar için yine sağlık personeli gerekir. İstisnadan yararlanmak için iki şartın birlikte sağlanması gerektiğini unutmayın — çalışan sayısı ondan azsa ama işyeri tehlikeli sınıftaysa istisna uygulanmaz.
Görevlendirme sürelerinden emin olmadan rakam yazmayın. Uzman ve hekimin çalışan başına ayda ayırması gereken asgari süreler yönetmelikle belirlenir, tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre değişir ve zaman içinde güncellenmiştir. İnternette dolaşan eski dakika tablolarına dayanarak sözleşme yapmak yerine, yürürlükteki yönetmeliği ve OSGB sözleşmenizde taahhüt edilen süreyi karşılaştırın: denetimde sorulan şey sözleşmedeki süre değil, fiilen ayrılan ve kayıtlanan süredir.
Risk Değerlendirmesi: Sistemin Kalbi
6331 sayılı Kanun'un tek bir merkezi varsa o da risk değerlendirmesidir. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür; bu yükümlülük çalışan sayısına bağlı değildir ve bir defalık bir belge üretme işi değildir.
Risk değerlendirmesi kabaca şu adımlardan oluşur: tehlikelerin tanımlanması, risklerin belirlenmesi ve analizi, kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması, tedbirlerin uygulanması ile dokümantasyon ve izleme. Değerlendirme, işveren tarafından oluşturulan bir ekiple yürütülür; ekipte işveren veya vekili, görevlendirilmiş iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi ile çalışan temsilcileri ve destek elemanları yer alır. Çalışanın sürece katılması bir nezaket değil, kanunun kurduğu bir yöntemdir: tehlikeyi en iyi bilen kişi çoğu zaman o işi yapandır.
Yenileme takvimi tehlike sınıfına bağlıdır: risk değerlendirmesi az tehlikeli işyerlerinde en geç altı, tehlikeli işyerlerinde dört, çok tehlikeli işyerlerinde iki yılda bir yenilenir. Bunun yanında bazı hâllerde takvimden bağımsız olarak yenilenmesi gerekir:
- İşyerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması,
- Yeni bir teknoloji, üretim yöntemi veya iş ekipmanının devreye alınması,
- İş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmesi,
- Ramak kala olayların ortaya çıkması,
- Çalışma ortamı ölçüm ve sağlık gözetimi sonuçlarında yeni bir durum belirlenmesi,
- Mevzuatta değişiklik olması.
Risk değerlendirmesinin yapılmamış olması, kanunun en ağır sonuçlarından birine bağlanmıştır: çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamışsa iş durdurulur. Yani bu belge, denetimde gösterilecek bir evrak değil; işin devam edebilmesinin şartıdır.
İSG Eğitimleri: Kim, Ne Zaman, Nasıl Belgelenir?
İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlamakla yükümlüdür. Eğitim işe başlamadan önce verilir; ayrıca çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde ve yeni teknoloji uygulanması hâlinde yenilenir. İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe dönüşünde, ayrıca herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara da tekrar eğitim verilir.
Eğitimlerin tekrar aralığı tehlike sınıfına bağlıdır: çok tehlikeli sınıfta en az yılda bir, tehlikeli sınıfta en az iki yılda bir, az tehlikeli sınıfta en az üç yılda bir tekrarlanır. Asgari eğitim süreleri de yönetmelikte tehlike sınıfına göre belirlenir ve sınıf yükseldikçe artar; sözleşme yaparken bu süreleri yürürlükteki yönetmelikten teyit edin.
Uygulamada en çok gözden kaçan üç kural şudur ve üçü de doğrudan kanundan gelir:
- Eğitimde geçen süre çalışma süresinden sayılır. Eğitim, mesai dışı bir "kişisel gelişim" faaliyeti değildir.
- Eğitimin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitim giderleri işverene aittir.
- Eğitim süresinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma sayılır.
Belgelendirme tarafı ise denetimin ilk baktığı yerdir. Eğitimin yapıldığını gösteren katılım kayıtları, eğitim konusu, tarihi, süresi ve eğiticinin kim olduğu yazılı olarak saklanmalıdır. Sonradan üretilen bir imza listesi, o gün oluşmuş bir kayıtla aynı değeri taşımaz — ve bir iş kazası sonrasında bu ayrım, ceza hukuku boyutuna kadar uzanan sonuçlar doğurur. Eğitim ve bilgilendirme yükümlülüğünün bir başka boyutu da geçici iş ilişkisiyle gelen, alt işveren çalışanı veya stajyer olan kişileri kapsamasıdır: işyerinde çalışan herkesin bilgilendirilmesi gerekir.
Sağlık Gözetimi: İşe Giriş ve Periyodik Muayeneler
İşveren, çalışanların sağlık gözetimine tabi tutulmasını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şu anlarda doğar:
- İşe girişte — çalışanın yapacağı işe uygunluğunun belirlenmesi için,
- İş değişikliğinde,
- İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşte, çalışanın talep etmesi hâlinde,
- Çalışma şartlarına göre düzenli aralıklarla (periyodik muayene).
Kritik kural şudur: tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz. Bu, "işe başlasın, raporu sonra alırız" pratiğinin doğrudan kanuna aykırı olduğu anlamına gelir; bir iş kazası hâlinde ise savunulamaz bir eksiklik doğurur.
Sağlık gözetiminin iki tarafı ilgilendiren yanı da vardır. Bir yandan işveren, çalışanın sağlığını gözetmekle yükümlüdür; öte yandan bu süreçte üretilen belgeler özel nitelikli kişisel veri içerir. Doğru denge şudur: işverenin bilmesi gereken şey çalışanın işe uygun olup olmadığıdır, tıbbi teşhisin kendisi değil. Raporlar erişimi sınırlı biçimde saklanmalı, İK dosyasında herkesin görebileceği bir yerde durmamalıdır.
Sağlık gözetiminden doğan maliyetler ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır; çalışana yansıtılamaz. İşe giriş ve periyodik muayene kayıtları, İSG eğitim kayıtlarıyla birlikte özlük dosyasında saklanan belgeler arasındadır ve denetimde ilk istenenlerdendir.
Çalışan Temsilcisi ve İSG Kurulu
Kanun, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca işverenin tek başına yürüttüğü bir alan olarak kurgulamaz; çalışanın katılımını zorunlu kılar. Bunun iki kurumsal karşılığı vardır: çalışan temsilcisi ve İSG kurulu.
Çalışan temsilcisi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalara katılma, çalışmaları izleme, tedbir alınmasını isteme, tekliflerde bulunma ve benzeri konularda çalışanları temsil etmeye yetkili çalışandır. İşveren, işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde bulundurarak dengeli dağılıma özen göstererek temsilci görevlendirir. Sayı, çalışan sayısına bağlıdır:
| Çalışan sayısı | Çalışan temsilcisi sayısı |
|---|---|
| 2 – 50 | 1 |
| 51 – 100 | 2 |
| 101 – 500 | 3 |
| 501 – 1.000 | 4 |
| 1.001 – 2.000 | 5 |
| 2.001 ve üzeri | 6 |
Birden fazla temsilci bulunması hâlinde baş temsilci, çalışan temsilcileri arasında yapılacak seçimle belirlenir. Temsilciler, tehlike kaynağının yok edilmesi veya riskin azaltılması için işverene öneride bulunma ve gerekli tedbirin alınmasını isteme hakkına sahiptir; bu görevleri nedeniyle hakları kısıtlanamaz ve işveren, görevlerini yürütebilmeleri için gerekli imkânları sağlar.
İş sağlığı ve güvenliği kurulu ise daha dar bir eşiğe bağlıdır: elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren kurul oluşturmakla yükümlüdür. Kurulun aldığı kararlara işveren ve çalışanlar uymak zorundadır. Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurul oluşturulması hâlinde işverenler, kurullar arasında koordinasyonu sağlamakla yükümlüdür. Alt işveren çalıştıran işyerlerinde de kurul yapısı, asıl işveren-alt işveren ilişkisine göre kurulur.
Acil Durum Planı, Tahliye, Yangınla Mücadele ve İlk Yardım
İşveren, işyerinde meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirerek acil durum planlarını hazırlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük bir dosya hazırlamakla bitmez; planın uygulanabilir olduğunun gösterilmesini de kapsar.
Kanunun bu başlıkta işverenden istedikleri şunlardır:
- Önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele ve ilk yardım konularında işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeleri dikkate alarak gerekli tedbirleri almak,
- Bu konularda görevlendirilecek kişileri belirlemek, araç ve gereçleri sağlamak, verilecek eğitimi ve tatbikatları gerçekleştirmek,
- Dışarıdaki kuruluşlarla irtibatı sağlamak — özellikle ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında,
- Ciddi ve yakın tehlike hâlinde çalışanların işi bırakarak derhâl çalışma yerlerinden ayrılıp güvenli bir yere gidebilmeleri için önceden gerekli düzenlemeleri yapmak ve çalışanları bilgilendirmek.
Burada özellikle bilinmesi gereken bir koruma hükmü vardır: ciddi ve yakın tehlike sebebiyle çalışma yerini terk eden çalışanların bu hareketleri nedeniyle hakları kısıtlanamaz. İşveren, çalışanların kendileri veya diğer kişilerin güvenliği için ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıkları ve amirine hemen haber veremedikleri durumlarda, bilgileri ve mevcut teknik donanımları çerçevesinde müdahale edebilmelerine imkân sağlar; böyle bir durumda çalışanlar, ihmal veya dikkatsiz davranışları olmadıkça yaptıkları müdahaleden dolayı sorumlu tutulamaz.
Görevlendirilecek destek elemanı sayısı ve nitelikleri işyerinin tehlike sınıfı ile çalışan sayısına göre belirlenir; sayıları burada vermek yerine yürürlükteki yönetmeliğe bakmanızı öneririz, çünkü bu değerler güncellenmiştir. Kayıt tarafında ise değişmeyen kural şudur: tatbikatın yapıldığı, kimlerin katıldığı ve hangi eksikliklerin tespit edildiği yazılı olarak durmalıdır.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı: Kayıt ve Üç İş Günü Kuralı
İşveren, bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlarla ilgili raporları düzenler. Kayıt yükümlülüğü yalnızca kazaları değil, işyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı hâlde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayları — yani ramak kala olayları — da kapsar.
Bildirim tarafında bilinmesi gereken süre nettir:
| Olay | Kim bildirir? | Süre |
|---|---|---|
| İş kazası | İşveren → SGK | Kazadan sonraki üç iş günü içinde |
| Meslek hastalığı | İşveren → SGK | Öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde |
| Sağlık hizmeti sunucusuna intikal eden iş kazası | Sağlık hizmeti sunucusu / işyeri hekimi → SGK | Mevzuatta belirlenen süre içinde |
Bildirimin geç yapılması yalnızca idari yaptırım doğurmaz; olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı tartışmasını da açar ve bu tartışma çoğu zaman çalışanın ödeneğinden başlayıp işverenin rücu riskine kadar uzanır. Kaza sonrası ilk 72 saatte yapılması gerekenler bellidir ve sıralıdır: müdahale ve güvenliğin sağlanması, olay yerinin ve delillerin korunması, tanık ifadeleri ve tutanak, SGK bildirimi, iç inceleme ve risk değerlendirmesinin yenilenmesi. Son adım en çok atlanandır ve denetimde en çok sorulanıdır: kaza olmuş ama risk değerlendirmesi güncellenmemişse, aynı riskin bilinerek sürdürüldüğü sonucuna varılır.
Tanım ayrımları için iş kazası, iş kazası bildirimi ve meslek hastalığı maddelerine bakabilirsiniz. Kaza sonrası istirahat raporlarının SGK'ya bildirimi ise ayrı bir akıştır; istirahat raporu sürecini ve e-Vizite bildirimini ayrı rehberlerde anlattık.
Çalışmaktan Kaçınma Hakkı ve İşin Durdurulması
6331 sayılı Kanun, çalışana pasif bir korunan rolü değil, aktif bir hak tanır. Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar, kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanır, işveren ise derhâl karar verir ve durumu tutanakla tespit eder; karar çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.
Talep yönünde karar verilmesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır. Ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda çalışanlar işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider ve bu hareketleri nedeniyle hakları kısıtlanamaz.
İşin durdurulması ise kanunun en sert yaptırımıdır. İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde, bu tehlike giderilinceye kadar hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulur.
Durdurma kararının işveren açısından en çok şaşırtan sonucu ücret tarafındadır: işveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle yükümlüdür. Yani durdurma, üretim kaybının yanında ücret yükünün de devam ettiği bir dönem yaratır. Bu tek cümle, risk değerlendirmesini "sonra yapılacak evrak" listesinden çıkarıp doğrudan mali bir önceliğe dönüştürmeye yeter.
Yaptırım, Denetim ve Belgelerin Saklanması
Kanuna aykırılıklar idari para cezasına bağlanmıştır (6331 md. 26). Burada tutar yazmıyoruz: cezalar her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiği için sabit bir rakam vermek, yazıyı kısa sürede yanlış hâle getirir. Bilinmesi gereken, tutar değil ölçüdür:
- Cezalar yükümlülük bazında ayrı ayrı uygulanır — risk değerlendirmesi yapılmaması, eğitim verilmemesi, uzman veya hekim görevlendirilmemesi ayrı aykırılıklardır.
- Bazı yükümlülüklerde ceza, aykırılığın devam ettiği her ay için yeniden doğar; yani gecikme her ay maliyeti büyütür.
- Bir kısım yükümlülükte ceza, çalışan başına hesaplanır; çalışan sayısı arttıkça tutar da katlanır.
- Uzman veya hekim görevlendirilmemesi gibi bazı aykırılıklarda tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre artırımlı uygulama söz konusudur.
Ceza dışındaki sonuçlar çoğu zaman daha ağırdır. Bir iş kazası sonrasında yapılan incelemede risk değerlendirmesinin, eğitim kayıtlarının veya sağlık raporlarının bulunmaması; tazminat davalarında kusur oranını, SGK'nın rücu talebini ve gerektiğinde cezai sorumluluğu doğrudan etkiler. İSG belgelerinin değeri, denetim gününde değil kaza gününde ortaya çıkar.
Saklama tarafında pratik kural şudur: İSG kayıtları uzun süreli saklanır — eğitim ve sağlık gözetimi belgeleri için mevzuatta on beş yıla varan saklama süreleri öngörülür. Bu, özlük dosyasındaki diğer belgelerin saklama sürelerinden farklı ve daha uzundur; klasörle takip edilen bir düzende en çok kaybolan da bu belgelerdir.
İSG Kayıtları Nerede Durmalı? Özlük Dosyasıyla İlişkisi
İSG belgelerini yönetirken işe yarayan tek ayrım şudur: bazı belgeler çalışana, bazıları işyerine aittir. Bu ayrım yapılmadığında ya işyeri belgeleri kişisel dosyalara dağılır ya da kişisel sağlık verileri ortak klasörlerde herkese açık hâle gelir; ikisi de sorun üretir.
| Belge | Nerede durmalı? | Neden? |
|---|---|---|
| İşe giriş sağlık raporu, periyodik muayene sonucu | Çalışan dosyası (erişimi sınırlı) | Kişiye özeldir ve özel nitelikli kişisel veri içerir |
| İSG eğitim katılım kaydı, tebliğ ve bilgilendirme imzaları | Çalışan dosyası | Kişi bazlı ispat gerektirir; denetimde kişiye göre sorulur |
| Kişisel koruyucu donanım teslim tutanağı | Çalışan dosyası (zimmet kaydıyla birlikte) | Teslim edildiğinin ispatı çalışan bazındadır |
| Risk değerlendirmesi raporu | İşyeri arşivi | İşyerinin tamamına ilişkindir, kişiye bağlanamaz |
| Acil durum planı, tatbikat kaydı | İşyeri arşivi | İşyeri bazlıdır ve güncel sürümü izlenmelidir |
| OSGB sözleşmesi, uzman/hekim görevlendirme belgesi | İşyeri arşivi | Sözleşme süresi ve yenileme tarihi takip gerektirir |
| İSG kurulu toplantı tutanakları | İşyeri arşivi | Kararların uygulandığının ispatı buradan yürür |
| İş kazası tutanağı, inceleme raporu, ramak kala kayıtları | İşyeri arşivi (ilgili çalışan dosyasına atıfla) | Hem olay hem kişi boyutu vardır |
Bu tablonun pratik sonucu şudur: İSG uyumu bir "yıllık evrak toplama" işi değil, süre takibi işidir. Sağlık raporunun geçerliliği, eğitimin tekrar tarihi, risk değerlendirmesinin yenileme yılı, OSGB sözleşmesinin bitişi — hepsinin bir sonraki tarihi vardır ve hiçbiri kendiliğinden hatırlatılmaz. Klasörle çalışan işletmelerde denetimde çıkan eksikliklerin çoğu, belge hiç üretilmediği için değil, süresi geçtiği fark edilmediği için ortaya çıkar. Belgeleri çalışan bazında kategorili ve erişimi yetkiye bağlı biçimde tutmak için dijital özlük dosyasına, saha ve şantiye tarafındaki İSG yoğunluğu için inşaat ve şantiye çözümüne bakabilirsiniz.
İSG uyumu evrak toplamak değil, süre takip etmektir
Sağlık raporunun geçerliliği, eğitimin tekrar tarihi, risk değerlendirmesinin yenileme yılı... empuno dijital özlük dosyasında belgeler çalışan bazında kategorili ve yetkiye bağlı durur; kâğıdı telefonla tararsınız.
Dijital Özlük Dosyasını İncele →Sık Sorulan Sorular
6331 sayılı Kanun kimleri kapsar? Tek çalışanı olan işyeri kapsamda mı?
Tehlike sınıfı nasıl belirlenir?
Her işyerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurmak zorunlu mu?
On kişiden az çalışanı olan işyerinde işveren İSG hizmetini kendi üstlenebilir mi?
Risk değerlendirmesi ne sıklıkla yenilenir?
Risk değerlendirmesi yapılmazsa ne olur?
İSG eğitimi ne sıklıkla tekrarlanır?
İSG eğitiminde geçen süre çalışma süresinden sayılır mı, ücreti kim öder?
Çalışan temsilcisi kaç kişi olur, nasıl belirlenir?
İSG kurulu hangi işyerlerinde zorunludur?
İş kazası SGK'ya kaç gün içinde bildirilir?
Çalışan tehlikeli gördüğü işi yapmayı reddedebilir mi?
İşin durdurulması hâlinde çalışanların ücreti ne olur?
İSG belgeleri ne kadar süreyle saklanır?
İSG hizmetini OSGB'den almak sorumluluğu ortadan kaldırır mı?
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki veya mali danışmanlık yerine geçmez. Somut durumlar için güncel mevzuata ve uzman görüşüne başvurunuz.