İzin & Çalışma Süreleri
Ücretli izin, çalışanın fiilen çalışmadığı hâlde ücretinin tam olarak ödendiği izin türlerinin ortak adıdır. Tek bir maddede toplanmış bağımsız bir kurum değil, 4857 sayılı İş Kanunu'nun farklı maddelerine dağılmış hakların şemsiye kavramıdır; "ücretli izin nedir" sorusunun karşılığı da budur: izin günü çalışılmamış olmasına rağmen o güne ait ücret bordroda tahakkuk eder. Kanunda ücreti ödenen başlıca izinler şunlardır: kıdeme göre kademelenen yıllık ücretli izin, çalışılmadığı hâlde ücreti ödenen hafta tatili (md. 46), ulusal bayram ve genel tatil günleri (md. 47), evlenme, yakının ölümü ve eşin doğum yapması gibi hâllerde kullanılan mazeret izinleri (Ek md. 2), çocuk bir yaşına gelene kadar günde bir buçuk saatlik süt izni (md. 74), ihbar süresi içinde günde en az iki saatlik yeni iş arama izni (md. 27) ve gebe çalışana periyodik kontrol muayeneleri için verilen izin. Ücretli izin günleri çalışılmış gibi değerlendirildiğinden Sosyal Güvenlik Kurumuna tam gün olarak bildirilir ve eksik gün doğurmaz; bu, ücretsiz izinden en görünür farkıdır. Uygulamada iki nokta karıştırılır. Birincisi istirahat raporudur: rapor süresince iş sözleşmesi askıdadır ve gelir kaybı işveren ücretiyle değil kurumun ödediği geçici iş göremezlik ödeneğiyle karşılanır, bu nedenle rapor bir ücretli izin türü değildir. İkincisi işyeri uygulamasıyla tanınan idari izindir: köprü günü veya olağanüstü hava koşulları nedeniyle verilen izinler mevzuatta düzenlenmiş bir tür olmayıp işverenin kendi iradesiyle tanıdığı ücretli izinlerdir; bunların yıllık izinden düşülüp düşülmeyeceğinin yazılı izin politikasında önceden belirlenmesi uyuşmazlıkları önler. Kanundaki süreler asgari niteliktedir: iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle artırılabilir, altına inilemez.
İlgili: Yıllık izin ve ücretli izin hakları rehberi ·
Ücretli İzin terim sayfası
Ücretsiz izin, iş sözleşmesinin tarafların anlaşmasıyla belirli bir süre için askıya alındığı ve bu süre boyunca çalışana ücret ödenmeyen izin biçimidir. İş görme borcu ile ücret ödeme borcu birlikte durur; sözleşme sona ermez, sürenin bitiminde iş ilişkisi aynı koşullarla devam eder. En çok sorulan "işveren ücretsiz izne çıkarabilir mi" sorusunun karşılığı nettir: kural olarak tek taraflı çıkaramaz. Ücretsiz izin, çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik niteliğindedir ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca bu tür bir değişikliğin çalışana yazılı olarak bildirilmesi, çalışanın da altı iş günü içinde yazılı olarak kabul etmesi gerekir; bu usule uyulmadan yapılan değişiklik çalışanı bağlamaz. Yazılı onay alınmadan ücretsiz izne çıkarılan çalışan, ücretinin ödenmediği gerekçesiyle sözleşmesini haklı nedenle feshetme yolunu gündeme getirebilir. Bu nedenle hem talebin hem onayın, başlangıç ve bitiş tarihi belirtilerek yazılı biçimde alınması ve özlük dosyasında saklanması esastır. Süre boyunca ücret ödenmediği gibi sigorta primi de bildirilmez: o günler ay içinde eksik gün olarak, ücretsiz izin gerekçe koduyla Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilir. Bunun sonucu prim ödeme gün sayısının azalması ve emeklilik için gereken gün birikiminin yavaşlamasıdır; sağlık yardımlarından yararlanma bakımından da sonuç doğurabileceğinden uzun süreli ücretsiz izinlerde bu yön ayrıca değerlendirilmelidir. Kıdem tarafındaki kural, askıda geçen sürenin fiilen çalışılmış sayılmamasıdır; bu nedenle ücretsiz izin süresi kural olarak kıdem süresine ve yıllık ücretli izne hak kazanma hesabına katılmaz. Yıllık izinde çalışılmış gibi sayılan hâller Kanun'un 55. maddesinde sınırlı biçimde sayılmıştır ve ücretsiz izin kural olarak bunlar arasında yer almaz; sonuç olarak çalışanın bir sonraki izne hak kazanma tarihi kullanılan süre kadar ötelenir. Bazı ücretsiz izinler ise işverenin takdirine bırakılmamış, talep hâlinde verilmesi zorunlu tutulmuştur: analık izninin bitiminde altı aya kadar kullanılabilen doğum sonrası ücretsiz izin, yıllık iznini başka bir yerde geçirecek çalışana tanınan dört güne kadar yol izni ve koruyucu aile olan çalışana çocuğun yanına yerleştirildiği tarihten itibaren verilen on günlük izin bu gruptadır.
İlgili: İzin takip programı özellikleri ·
Ücretsiz İzin terim sayfası
Yıllık ücretli izin, deneme süresi dahil işyerinde en az bir tam yıl çalışmış işçiye ücreti ödenerek verilen yasal dinlenme iznidir. Süre kıdeme göre kademelidir: 5 yıla kadar (5. yıl dahil) 14, 5 yıldan fazla 15 yıldan az kıdemde 20, 15 yıl ve üzerinde 26 iş günü; 20 günlük kademeye ilk kez altıncı yılın dolmasıyla geçilir. 18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük işçilere en az 20 gün verilir. Vazgeçilemez bir haktır: çalışma sürerken paraya çevrilemez, kullanılmayan izinlerin ücreti sözleşme sona erdiğinde son brüt ücret üzerinden ödenir.
İlgili: Yıllık izin hakları rehberi ·
Yıllık Ücretli İzin terim sayfası
Yıllık izin hakedişi, çalışanın yıllık ücretli izin hakkının doğduğu andır ve bu hak, deneme süresi dahil en az bir tam yıl çalışmakla kazanılır. Dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesidir: işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olan işçiye yıllık ücretli izin verilir. Deneme süresi bu nedenle ayrı tutulmaz, kıdemin içindedir; sözleşmede deneme süresi kararlaştırılmış olması hakediş tarihini ötelemez. Sürenin hesabında işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı süreler birleştirilir (md. 54); işveren aynı kaldığı sürece şube veya işyeri değişikliği hakedişi sıfırlamaz. Hakediş tarihi takvim yılına değil işe giriş tarihine bağlıdır: ilk hak, işe girişin birinci yıl dönümünde doğar; sonraki yıllar için gereken bir yıllık süre ise bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak hesaplanır. Bu nedenle her çalışanın kendi izin yılı vardır, 1 Ocak'ta toplu bir yenilenme olmaz. Hak ay ay birikmez, tam yıl dolmadan oransal izin doğmaz; kıdem tazminatından en görünür farkı budur, çünkü kıdemde bir yıldan artan süreler oranlanırken on bir ay çalışıp ayrılan işçi için o dönem karşılığı izin ücreti hesaplanmaz. Hakediş tarihi ile kullanım tarihi de ayrı şeylerdir: Kanun, her hizmet yılına karşılık kazanılan iznin gelecek hizmet yılı içinde kullanılacağını öngörür. Yani birinci yılını dolduran çalışan iznini ikinci hizmet yılı içinde kullanır; iznin hangi tarihlerde verileceğini işveren, çalışanın talebini de gözeterek belirler. İzin süresi kıdeme göre kademelidir: 5 yıla kadar (5. yıl dahil) 14, 5 yıldan fazla 15 yıldan az kıdemde 20, 15 yıl ve üzerinde 26 iş günü. On sekiz ve daha küçük yaştaki işçiler ile elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek izin ise 20 günden az olamaz. Kademe yükselirken esas alınan, iznin hak kazanıldığı tarihteki kıdemdir. Askıda geçen ve çalışılmış sayılmayan süreler hakediş tarihini öteler; hangi dönemlerin çalışılmış sayıldığı Kanun'un 55. maddesinde sınırlı biçimde belirlenmiştir. İzin takibinde hakediş tarihi ile kullanım kaydının ayrı ayrı tutulması gerekir; ikisinin tek alanda izlenmesi bakiye hatalarının en sık görülen kaynağıdır.
İlgili: Yıllık izin hakediş hesaplama aracı ·
Yıllık İzin Hakedişi (İzne Hak Kazanma) terim sayfası
Çalışılmış gibi sayılan haller, işçinin fiilen çalışmadığı hâlde yıllık ücretli izne hak kazanma süresinin hesabında çalışılmış kabul edilen dönemlerdir. Bu hâller 4857 sayılı İş Kanunu'nun 55. maddesinde sınırlı sayıda belirlenmiştir; listede yer almayan bir devamsızlık dönemi kural olarak hakediş süresine eklenmez ve çalışanın izne hak kazanma tarihini öteler. Maddede sayılanların başlıcaları şunlardır: işçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalık nedeniyle işine gidemediği günler — ancak Kanun'un 25. maddesinin I/b bendine yapılan atıf gereği, bu devamsızlığın işçinin kıdemine göre belirlenen ihbar süresini altı hafta aşan kısmı sayılmaz; kadın işçinin doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadığı analık izni günleri; muvazzaf askerlik dışında manevra veya herhangi bir kanundan doğan ödev nedeniyle işe gidilemeyen günler (yılda 90 günü aşan kısmı sayılmaz); zorlayıcı bir sebeple işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi hâlinde çalışılmadan geçen sürenin on beş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla); hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri; Kanun'un 66. maddesinde çalışma süresinden sayılan hâller; Ek Madde 2 kapsamındaki mazeret izinleri; kısa çalışma süreleri; işveren tarafından verilen diğer izinler ve işçinin kullandığı yıllık ücretli izin süresinin kendisi. Uygulamada en çok sorulan iki durum bu listenin kenarındadır. Birincisi ücretsiz izindir: tarafların anlaşmasıyla sözleşmenin askıya alındığı bu dönem maddede ayrıca sayılmaz; "işveren tarafından verilen diğer izinler" ifadesinin ücretsiz izni de kapsayıp kapsamadığı tartışılmakla birlikte yerleşik yaklaşım, askıda geçen sürenin çalışılmış sayılmadığı ve bir sonraki izne hak kazanma tarihini kullanılan süre kadar ötelediği yönündedir. Aynı sonuç, analık izninin bitiminde kullanılan altı aylık ücretsiz izin için de geçerlidir. İkincisi uzun süreli istirahat raporlarıdır: rapor günleri kural olarak sayılır, yalnızca yukarıdaki sınırı aşan kısmı hesaba katılmaz. Madde yalnızca yıllık izin hakedişine ilişkindir; kıdem tazminatına esas sürenin hesabı ayrı kurallara tabidir ve iki hesabın aynı sayılması sık rastlanan bir hatadır.
İlgili: Yıllık izin hakları rehberi ·
Çalışılmış Gibi Sayılan Haller (İş K. m. 55) terim sayfası
Yıllık izin ücreti, çalışanın yıllık ücretli izinde geçirdiği günlere ait ücrettir; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca izne başlamadan önce peşin olarak ödenir veya avans olarak verilir. Hesap, giydirilmiş ücret üzerinden değil çıplak brüt ücret üzerinden yapılır: Kanun bu ücretin hesabında 50. maddeye atıf yapar ve fazla çalışma karşılığı ödemeler, primler, sosyal yardımlar ile hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri hesaba katılmaz. Kıdem ve ihbar tazminatının giydirilmiş ücretten hesaplanması nedeniyle iki tutar birbirinden farklı çıkar; aynı çalışan için tek bir günlük ücret kullanmak hatalı sonuç verir. İzin günleri iş günü olarak sayılır: izin süresine rastlayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri izinden düşülmez, dolayısıyla ücretlendirilen gün sayısı takvim günü sayısıyla aynı değildir. Çalışma devam ederken izin paraya çevrilemez; yıllık izin hakkından vazgeçilemeyeceği için "iznimi kullanmayayım, ücretini alayım" biçimindeki anlaşmalar geçersizdir. Kullanılmayan izinlerin ücreti ancak iş sözleşmesi sona erdiğinde doğar: Kanun'un 59. maddesi uyarınca hak kazanılıp kullanılmayan izin sürelerine ait ücret, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden çalışana veya hak sahiplerine ödenir ve bu alacakta beş yıllık zamanaşımı fesih tarihinden itibaren işlemeye başlar. Fesihte ödenen bu tutardan gelir vergisi ve damga vergisi kesilir; sosyal güvenlik uygulamasında ise sözleşme sona erdikten sonra ödenen kullanılmayan izin ücreti prime esas kazanca dahil edilmez. Hesabın dayanağı izin kayıt belgesidir: iznin kullandırıldığı imzalı kayıtla gösterilemediğinde ispat yükü işverende olduğu için bakiye kullanılmamış sayılır ve ücreti istenebilir.
İlgili: Yıllık izin ücreti hesaplama aracı ·
Yıllık İzin Ücreti terim sayfası
Yol izni, yıllık ücretli iznini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olan çalışana, gidiş ve dönüşte yolda geçecek süreleri karşılamak üzere verilen toplam dört güne kadar ücretsiz izindir; dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesidir. Hak kendiliğinden işlemez, üç koşula bağlıdır: iznin işyerinin bulunduğu yerden başka bir yerde geçirilecek olması, çalışanın bu yönde istemde bulunması ve durumu belgelemesi. Bu koşullar sağlandığında izni vermek işverenin takdirinde değildir, kanuni bir zorunluluktur. İki nokta sık karıştırılır. Birincisi sürenin ölçüsüdür: dört gün, gidiş ve dönüş için toplam süredir; her yön için ayrı ayrı dört gün değildir. İkincisi ücret yönüdür: yol izni ücretsizdir, yani bu günlerin ücreti ödenmez; buna karşılık yıllık izin süresinden de düşülmez, yıllık iznin yanına eklenen ayrı bir süredir. Ücretsiz olması nedeniyle ay içinde bildirilen prim gün sayısını azaltabilir; bu durumda eksik gün nedeninin doğru kodlanması ile talep dilekçesi ve belgelerin özlük dosyasında saklanması gerekir. Kanundaki düzenleme asgari niteliktedir: iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya yerleşik işyeri uygulamasıyla yol izninin daha uzun ya da ücretli verilmesi mümkündür, kanuni sınırın altına inilemez. İzin takibinde bu süre yıllık izin bakiyesiyle karıştırılmamalı, ayrı bir izin türü olarak tanımlanmalıdır; aksi hâlde çalışanın bakiyesinden fiilen kullandığından fazlası düşülür.
İlgili: Yıllık izin hakları rehberi ·
Yol İzni terim sayfası
Mazeret izni, işçinin evlenmesi, evlat edinmesi, yakınının ölümü veya eşinin doğum yapması gibi belirli yaşam olaylarında İş Kanunu Ek Madde 2 uyarınca kullandığı ücretli izindir. Evlenme ve evlat edinme halinde, ayrıca ana-baba, eş, kardeş veya çocuğun ölümünde 3'er gün; eşin doğum yapması halinde (babalık izni) 10 gün verilir — babalık izni 7578 sayılı Kanun ile 5 günden 10 güne çıkarılmıştır (yürürlük 01.05.2026). Aynı Kanun, koruyucu aile olan çalışanlara çocuğun yanlarına yerleştirildiği tarihten itibaren 10 gün ücretsiz izin hakkı getirmiştir. En az %70 engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğun tedavisinde, ebeveynlerden yalnızca birinin kullanması koşuluyla yılda 10 güne kadar izin tanınır. Bu izinler yıllık izinden düşülmez; işveren mazeretin belgelenmesini isteyebilir.
İlgili: İzin takip programı özellikleri ·
Mazeret İzni terim sayfası
Yeni iş arama izni, ihbar (bildirim) süresi içinde çalışana iş saatleri içinde ve ücretinden kesinti yapılmadan verilmesi zorunlu olan, günde en az iki saatlik ücretli izindir; dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 27. maddesidir. İşverenin takdirine bırakılmış bir kolaylık değil kanuni bir yükümlülüktür ve bildirim süresinin işlediği günler boyunca doğar. "En az" ifadesi süreyi asgari düzeyde belirler: iş sözleşmesi veya işyeri uygulamasıyla artırılabilir, altına inilemez. İzin saatlerinin gün içinde hangi saatlere denk geleceğini işveren belirler; buna karşılık çalışan isterse izin saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. Toplu kullanımda iki koşul vardır: sürenin işten ayrılacağı günden önceki günlere denk getirilmesi ve durumun işverene bildirilmesi. İzin süresi çalışılmış gibi değerlendirilir ve ücreti tam ödenir. Kullandırılmamasının yaptırımı ağırdır: çalışan iş arama izni süresinde çalıştırılırsa, izin kullanmış olsaydı kazanacağı ücret yüzde yüz zamlı ödenir. Uygulamada iki nokta karıştırılır. Birincisi, ihbar süresi kullandırılmayıp ücreti peşin ödenerek yapılan fesihtir: bu hâlde fiilen çalışılan bir bildirim süresi bulunmadığından ayrıca iş arama izni alacağı gündeme gelmez. İkincisi yıllık izinle ilişkisidir; Yargıtay uygulamasında ihbar öneli içinde yıllık ücretli izin kullandırılması kabul görmez, iki süre iç içe geçirilemez. Kanun izni bildirim süresine bağlar ve feshin hangi taraftan geldiği yönünde açık bir ayrım yapmaz. İşveren açısından korunma yolu kayıttır: iznin hangi gün ve saatlerde kullandırıldığının puantaj ve devam kayıtlarına işlenmesi, sonradan ileri sürülen zamlı ücret talepleri karşısındaki tek somut savunmadır.
İlgili: İhbar süresi rehberi ·
Yeni İş Arama İzni terim sayfası
Doğum izni (analık izni), kadın işçinin doğumdan önce 8, doğumdan sonra 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta çalıştırılmamasını öngören yasal izin dönemidir. Süre, 22.04.2026 tarihli 7578 sayılı Kanun ile (01.05.2026 tarih ve 33240 sayılı Resmî Gazete) 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmıştır; artış doğum sonrası süreye eklenmiştir. Çoğul gebelikte doğum öncesi süreye 2 hafta eklenir ve toplam 26 hafta olur. Sağlık durumu elverişliyse işçi, hekim onayıyla doğuma 2 hafta kalana kadar çalışabilir; çalıştığı süreler doğum sonrası izne eklenir. İzin süresince ücret, işveren yerine Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen analık geçici iş göremezlik ödeneğiyle karşılanır. Analık izninin bitiminde talep halinde 6 aya kadar ücretsiz izin ve çocuk 1 yaşına gelene dek günde 1,5 saat süt izni hakkı vardır.
İlgili: Doğum izni ve analık hakları rehberi ·
Doğum İzni (Analık İzni) terim sayfası
Analık ödeneği, halk arasında doğum parası denen ve doğum nedeniyle çalışamayan sigortalıya analık izni süresince SGK tarafından ödenen paradır. Hukuki adı analık geçici iş göremezlik ödeneğidir; sigortalı çalışanın doğum izninde eline geçen tutar, işverenin ödediği maaş değil Sosyal Güvenlik Kurumunun ödediği bu ödenektir. Ödenek için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş veya ödenmiş olması gerekir; bu şart sağlanmazsa izin hakkı yine doğar, yalnızca ödenek ödenmez. Hesap, günlük kazanç üzerinden yapılır: günlük kazanç, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki ay içindeki son üç aya ait prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesiyle bulunur; ödenek bu tutarın ayakta tedavide üçte ikisi, yatarak tedavide yarısıdır. Hastalık raporlarındaki "ilk iki gün ödenmez" kuralı analık hâlinde uygulanmaz: iznin ödenek kapsamındaki günleri ilk günden itibaren ödenir, bekleme süresi yoktur. "Doğum parası" ifadesi uygulamada iki ayrı ödemeyle daha karıştırılır. Birincisi, sigortalılıktan bağımsız olarak devlet tarafından yapılan doğum yardımıdır; sosyal yardım niteliğindedir, analık ödeneğinin yerine geçmez ve iki ödeme birbirini etkilemez. İkincisi, SGK'nın doğum sonrasında bir defaya mahsus ödediği emzirme ödeneğidir; bu da analık ödeneğinden ayrı, tek seferlik bir yardımdır. Geçmiş yıllara ilişkin "doğum parası ne kadardı" sorularında hesabın yapısı değişmez, değişen yalnızca prime esas kazancın o yıla ait taban ve tavan değerleri ile asgari ücrettir; bu nedenle tutar her zaman ilgili dönemin kendi parametreleriyle hesaplanır, geçmiş yıl rakamı bugüne uyarlanarak bulunamaz. İşverenin buradaki yükümlülüğü ücret ödemek değil, izin dönemini doğru eksik gün koduyla bildirmek ve çalışılmadığına dair bildirimi yapmaktır; bildirim gecikirse ödenek de gecikir.
İlgili: Analık ödeneği ve doğum izni rehberi ·
Analık Ödeneği (Analık Geçici İş Göremezlik Ödeneği) terim sayfası
Süt izni, kadın çalışana çocukları bir yaşına gelene kadar günde toplam bir buçuk saat verilen ve İş Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenen ücretli izindir. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır; ücretten kesinti yapılamaz ve çalışan o gün fiilen daha kısa çalışsa da tam gün ücretini alır. Sürenin hangi saatlerde ve kaça bölünerek kullanılacağını kanun gereği çalışanın kendisi belirler; işveren kullanım saatini dayatamaz. Kullanılmayan süt izni biriktirilemez ve sonradan ücrete dönüşmez, bu nedenle fiilen kullandırılması gerekir. Puantaj ve PDKS tarafında ayrı bir kayıt türü olarak tanımlanmadığında geç giriş veya erken çıkış görünümü oluşur ve yıl sonunda hatalı devamsızlık kayıtlarına yol açar.
İlgili: Süt izni ve analık hakları rehberi ·
Süt İzni terim sayfası
Doğum sonrası ücretsiz izin, analık izninin bitiminde çalışanın talebi hâlinde verilmesi zorunlu olan ve altı aya kadar kullanılabilen ücretsiz izindir (İş Kanunu md. 74). İşveren bu talebi reddedemez; süre boyunca iş sözleşmesi askıdadır ve ücret ödenmez. Kritik ayrım şudur: kadın işçinin doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadığı analık izni günleri md. 55 uyarınca yıllık izne hak kazanmada çalışılmış gibi sayılırken, bu altı aylık ücretsiz izin yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz; yani çalışanın bir sonraki yıllık izne hak kazanma tarihi kullanılan süre kadar ötelenir. Uygulamada izin bakiyesi hatalarının sık rastlanan kaynağı bu iki sürenin aynı şekilde işlendiğinin varsayılmasıdır. Üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen çalışanlar da bu haktan yararlanır.
İlgili: Ücretsiz izin ve analık hakları rehberi ·
Doğum Sonrası Ücretsiz İzin (6 Ay) terim sayfası
Yarım çalışma ödeneği, analık izninin bitiminden sonra haftalık çalışma süresinin yarısı kadar çalışan ebeveyne, çalışmadığı yarı süre için İŞKUR tarafından ödenen destektir (4447 sayılı Kanun Ek Madde 5). Süre birinci doğumda 60 gün, ikinci doğumda 120 gün, sonraki doğumlarda 180 gündür. Hak kazanmak için doğum veya evlat edinme tarihinden önceki son üç yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi bildirilmiş olması ve analık izninin bittiği tarihten itibaren 30 gün içinde İŞKUR'a başvurulması gerekir. Ödeneğin günlük tutarı, kişinin işinde aldığı ücret ne olursa olsun günlük brüt asgari ücret kadardır ve damga vergisi dışında kesintiye tabi değildir; fiilen çalışılan yarım günün ücretini ise işveren öder.
İlgili: Yarım çalışma ödeneği ve analık hakları ·
Yarım Çalışma Ödeneği terim sayfası
Gebe, yeni doğum yapmış ve emziren çalışanlar için İş Kanunu ile ilgili yönetmelik, izin haklarından ayrı bir koruma rejimi öngörür ve bu koruma izin başlamadan önce, gebeliğin hekim raporuyla bildirildiği anda devreye girer. Bu çalışanlar günde yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz ve yazılı onayları olsa dahi kendilerine fazla çalışma yaptırılamaz. Gebe çalışan, gebeliğin tespitinden doğuma kadar gece çalışmasına zorlanamaz; yeni doğum yapmış çalışanın gece postasında çalıştırılması da belirli bir süre yasaktır. Gebelik süresince periyodik kontroller için ücretli izin verilmesi zorunludur ve bu izin yıllık izinden düşülmez; gebeliğe risk oluşturan işlerde çalışan personel, ücretinde düşüş olmaksızın uygun bir işe geçirilir.
İlgili: Gebe çalışan yükümlülükleri rehberi ·
Gebe ve Emziren Çalışan (Çalıştırma Yasakları) terim sayfası
Genç işçi, 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını tamamlamamış çalışandır; 14 yaşını bitirip 15 yaşını doldurmamış olan ise çocuk işçi sayılır. Bu ayrım, Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'te yapılmıştır ve on sekiz yaşın altındaki çalışanlara uygulanan koruma rejiminin çerçevesini çizer. Yıllık izin tarafındaki kural, en sık karıştırılan noktadır: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesi, on sekiz ve daha küçük yaştaki işçiler ile elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli iznin 20 günden az olamayacağını söyler. Yani bir yılını yeni dolduran genç işçinin izni, kıdem kademesindeki 14 gün değil en az 20 gündür; kural yaşa bağlı olduğu için işçi on sekiz yaşını doldurduktan sonraki hakedişlerde kıdem kademesine döner. Çalışma süreleri de sınırlıdır: Kanun'un 71. maddesi uyarınca temel eğitimini tamamlamış ve okula gitmeyen çocukların çalışma süresi günde yedi ve haftada otuz beş saati aşamaz; on beş yaşını tamamlamış olanlarda bu süre günde sekiz ve haftada kırk saate kadar çıkabilir. Okula devam eden çocuk ve genç işçiler yalnızca ders saatleri dışında ve yönetmelikte belirlenen daha dar sınırlar içinde çalıştırılabilir. Fazla çalışma yasağı mutlaktır: Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği, on sekiz yaşını doldurmamış işçilere fazla çalışma yaptırılamayacağını açıkça belirtir; çalışanın veya velisinin onayı bu yasağı kaldırmaz. Gece çalışması bakımından Kanun'un 73. maddesi, sanayie ait işlerde on sekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılmasını yasaklar; yönetmelik ayrıca günlük çalışmanın, yirmi dört saatlik dilimde kesintisiz on dört saat dinlenme dikkate alınarak düzenlenmesini arar ve ara dinlenme sürelerini yetişkin işçilere göre daha uzun tutar. İş türü de serbest değildir: Kanun'un 72. maddesi maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde on sekiz yaşını doldurmamış erkeklerin ve her yaştaki kadınların çalıştırılmasını yasaklar; genç işçilerin çalışabileceği hafif işler ve yasak işler yönetmeliğin ekli listeleriyle belirlenmiştir. İşveren tarafındaki pratik yükümlülükler ise yaşı gösteren belgenin özlük dosyasında bulundurulması, veli veya vasinin işin niteliği ve riskleri konusunda bilgilendirilmesi ve işe uygunluğun 6331 sayılı Kanun'daki sağlık gözetimi hükümleri çerçevesinde belgelenmesidir. Vardiya ve izin planı bu sınırları tanımayan bir sistemde tutulduğunda ihlal çoğu kez fark edilmeden oluşur: on sekiz yaş altı çalışan gece postasına yazılır ya da izin bakiyesi 14 gün üzerinden açılır.
İlgili: Yıllık izin hakları ve süreleri rehberi ·
Genç İşçi (18 Yaş Altı Çalışan) terim sayfası
İstirahat raporu, hekimin çalışanın sağlık nedeniyle belirli bir süre çalışamayacağını tespit ettiği resmi belgedir. Halk arasında "hastalık izni" olarak anılsa da İş Kanunu'nda ayrı bir izin türü olarak düzenlenmemiştir; dayanağı sosyal güvenlik mevzuatındaki geçici iş göremezlik halidir. Tek hekim bir seferde en çok 10 gün rapor verebilir, kontrol muayenesiyle bu süre 10 gün daha uzatılabilir; daha uzun istirahatler sağlık kurulu raporu gerektirir. Rapor süresince iş sözleşmesi askıdadır. E-rapor kuruma elektronik ortamda iletilse bile çalışanın durumu işverene bildirme yükümlülüğü sürer; bildirilmeyen rapor devamsızlık uyuşmazlıklarına yol açabilir.
İlgili: İstirahat raporu süreci rehberi ·
İstirahat Raporu terim sayfası
Geçici iş göremezlik ödeneği, halk arasında rapor parası denen ve istirahat raporu süresince çalışamayan sigortalıya SGK tarafından ödenen paradır. Aynı ödeme için "rapor ücreti" de denir; ikisi ayrı iki hak değil, Sosyal Güvenlik Kurumunun rapor günleri için yaptığı tek ödemedir ve bu tutarı işveren değil kurum öder. Hastalık halinde ödenek için rapordan önceki son bir yılda 90 gün prim bildirilmiş olması gerekir; ilk 2 gün ödenmez, ödeme 3. günden başlar. İşverenin ödenmeyen bu iki gün için ücret ödeme zorunluluğu yoktur, ancak sözleşme veya işyeri uygulamasıyla ödemeyi üstlenmiş olabilir. Hesabın temeli günlük kazançtır: günlük kazanç, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki ay içindeki son üç aya ait prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesiyle bulunur; ödenek bu tutarın ayakta tedavide üçte ikisi, yatarak tedavide yarısıdır. İş kazası ve meslek hastalığında prim şartı aranmaz ve ödenek ilk günden verilir; analık hâlinde de iki günlük bekleme kuralı uygulanmaz. Ödemenin başlaması işverenin e-Vizite ekranından yapacağı çalışılmadığına dair bildirime bağlıdır; bu giriş yapılmadıkça SGK iş göremezlik ödeneğini ödemez. Maktu aylıklı çalışanlarda işveren ücreti tam ödeyip aldığı ödeneği ücretten mahsup edebilir. Geçmiş bir yıla ait "rapor parası ne kadardı" sorusunda hesabın yapısı değişmez: oranlar ve iki günlük kural aynı kalır, değişen yalnızca prime esas kazancın o yıla ait taban ve tavan değerleridir. Bu nedenle tutar, geçmiş yıl rakamının güncellenmesiyle değil, ilgili dönemin kendi kazanç verisiyle hesaplanır.
İlgili: Rapor parası hesaplama aracı ·
Geçici İş Göremezlik Ödeneği (Rapor Parası) terim sayfası
e-Vizite, çalışanın istirahat raporlarının Sosyal Güvenlik Kurumu sisteminde görüntülendiği ve işverenin rapor süresince çalışılmadığına dair bildirimini yaptığı elektronik işveren ekranıdır. Uygulamada "vizite girişi" denen işlem budur: rapor kâğıdının elden teslim edilmesi değil, işverenin kurumdaki kaydı üzerinden çalışanın istirahat günlerinde işyerinde çalışmadığını beyan etmesidir. Bu bildirim, geçici iş göremezlik ödeneğinin — halk arasındaki adıyla rapor parasının — ödenmesinin ön koşuludur; giriş yapılmadıkça kurum ödemeyi başlatmaz ve rapor parası çalışanın hesabına geçmez. Bildirimin yasal süresinde yapılmaması idari para cezası doğurur ve ödemeyi geciktirir; bu nedenle rapor takibi bordro kapanışından bağımsız, günlük izlenmesi gereken bir iştir. Eskiden çalışanın hastaneye giderken işverenden aldığı kâğıt vizite belgesi bugün gerekli değildir: sigortalı doğrudan sağlık kuruluşuna başvurur ve istirahat raporu elektronik ortamda oluşur. Bu, çalışanın durumunu işverene bildirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; rapor sisteme düşse bile bildirilmeyen istirahat devamsızlık uyuşmazlığına dönüşebilir. Rapor bilgisi sağlık verisi olduğundan kişisel verilerin korunması mevzuatında özel nitelikli veri sayılır ve bu ekrana erişim, işi fiilen yürüten sınırlı sayıda kişiyle kısıtlanmalıdır. Bordro tarafındaki karşılığı ise raporun puantaja işlenmesi ve ay içinde 30 günden az bildirilen sigortalıda eksik gün nedeninin doğru kodlanmasıdır.
İlgili: Rapor parası ne kadar, ne zaman yatar ·
e-Vizite (Çalışılmadığına Dair Bildirim) terim sayfası
Ara dinlenme, günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında işçiye verilmesi zorunlu olan ve günlük dilde mola ya da yemek molası denen dinlenme süresidir; dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesidir. Süre, o gün çalışılan süreye göre kademelidir: dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar (yedi buçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat, yedi buçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat. Bu süreler asgari niteliktedir ve kural olarak aralıksız verilir; iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve işin niteliği göz önünde tutularak sözleşmelerle aralı biçimde kullandırılması mümkündür. Dinlenme, işyerindeki işçilere aynı saatte topluca verilebileceği gibi değişik saatlerde de kullandırılabilir. Maddenin en çok gözden kaçan hükmü sonuncusudur: ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz. Bunun iki pratik sonucu vardır. Birincisi ücret yönüdür; süre çalışma süresine dahil olmadığı için ayrıca ücretlendirilmez — bu yönüyle, çalışma süresinden sayılan ve ücreti tam ödenen süt izninden ayrılır. İkincisi hesap yönüdür; haftalık 45 saatlik normal çalışma süresi ile fazla mesai hesabı, işyerinde geçirilen brüt süre üzerinden değil, ara dinlenme düşüldükten sonra kalan fiili çalışma süresi üzerinden yapılır. İşyerinde 08.00-18.00 arasında bulunan ve bir saat ara dinlenme kullanan işçinin o günkü çalışma süresi on saat değil dokuz saattir; aynı nedenle günlük çalışma süresinin on bir saati aşamayacağı yolundaki sınır da ara dinlenme hariç tutularak uygulanır. Sürenin çalışma süresinden sayılmamasının gerekçesi, işçinin bu zaman diliminde işverenin emir ve talimatı altında bulunmamasıdır; işçi ara dinlenme boyunca serbesttir. Yargı uygulamasında, işçinin dinlenme süresi boyunca işyerinde işe hazır biçimde beklemek veya çağrıldığında işin başına dönmek zorunda bırakılması hâlinde bu sürenin dinlenme değil çalışma süresi sayıldığı kabul edilir; fiilen kesintiye uğrayan mola kâğıt üzerinde verilmiş sayılmaz. Puantaj ve PDKS tarafındaki karşılığı nettir: giriş-çıkış kayıtlarından ara dinlenmenin düşülmemesi fazla mesainin olduğundan yüksek hesaplanmasına, hiç kullandırılmadığı hâlde düşülmesi ise işçinin ödenmemiş çalışma alacağına dönüşür. Bu nedenle mola süresinin vardiya tanımında açıkça yer alması ve fiilen kullandırıldığının kayıtla gösterilebilmesi gerekir.
İlgili: Çalışma süresi ve fazla mesai kuralları rehberi ·
Ara Dinlenme (Mola) terim sayfası
Gece çalışması, çalışma hayatında en geç saat 20.00'de başlayıp en erken saat 06.00'ya kadar süren gece döneminde yapılan çalışmadır. Tanımın dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 69. maddesidir; madde gece dönemini bu iki saat arasında ve her hâlde en fazla 11 saat süren zaman dilimi olarak belirler. Buradan çıkan sonuç uygulamada sıkça atlanır: bir çalışma bütünüyle gece dönemine denk gelmese bile, bu dönemin içine taşan kısmı gece çalışması kurallarına tabidir. Temel sınır süredir; işçilerin gece çalışmaları kural olarak 7,5 saati geçemez. Kanun bu tavana dar bir istisna tanır ve turizm, özel güvenlik ile sağlık hizmeti yürütülen işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla 7,5 saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabileceğini kabul eder; istisna sektör adına değil, o işte fiilen yürütülen hizmete bağlıdır ve yazılı onay olmadan işlemez. İkinci sınır dinlenmedir: gece ve gündüz postalarının nöbetleşe değiştirilmesi gerekir, bir çalışan süresiz biçimde gece postasında tutulamaz ve postası değiştirilecek işçi kesintisiz en az 11 saat dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamaz. Üçüncü sınır sağlık gözetimidir; gece çalıştırılacak işçilerin sağlık durumunun bu işe uygun olduğu işe başlamadan önce raporla belgelenir ve çalışma sürdüğü müddetçe en geç iki yılda bir periyodik kontrol tekrarlanır. Kişi bakımından da yasaklar vardır: sanayiden sayılan işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır. Kadın çalışanların gece postalarında çalıştırılması ayrı bir yönetmelikle düzenlenmiştir; bu düzenlemede gece postasında 7,5 saatten fazla çalıştırma yasağı ile gebe çalışanın doğuma kadar ve yeni doğum yapmış çalışanın doğumu izleyen bir yıl boyunca gece çalıştırılmaması esastır. Ücret tarafında yaygın bir yanılgı vardır: İş Kanunu yalnızca gece saatlerinde çalışıldığı için ayrı bir zam öngörmez. Gece çalışmasına zam ancak iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi ya da işyeri uygulamasıyla kararlaştırıldığında doğar; buna karşılık gece yapılan çalışma haftalık 45 saati aşıyorsa fazla çalışma hükümleri işler ve %50 zamlı ödeme gündeme gelir. Bu nedenle gece saatleri puantajda ayrı izlenmeli, 7,5 saatlik tavanın aşılıp aşılmadığı vardiya bazında görülebilmelidir.
İlgili: Vardiya planlama ve denkleştirme rehberi ·
Gece Çalışması (Gece Postası) terim sayfası
Fazla mesai (fazla çalışma), haftalık 45 saati aşan çalışmadır ve her saati normal saat ücretinin %50 zamlısıyla (1,5 kat) ödenir. Sözleşmede haftalık süre 45 saatin altında belirlenmişse, bu süre ile 45 saat arasındaki çalışma 'fazla sürelerle çalışma' sayılır ve %25 zamlı (1,25 kat) ödenir. Fazla çalışma yılda 270 saati aşamaz; günlük toplam çalışma süresi 11 saati geçemez. İşçinin yazılı onayı gerekir; işçi bu onayı 30 gün önceden bildirerek geri alabilir. Denkleştirme uygulanan dönemlerde haftalık ortalama 45 saati aşmayan çalışma fazla mesai sayılmaz.
İlgili: Fazla mesai kuralları rehberi ·
Fazla Mesai (Fazla Çalışma) terim sayfası
Hafta tatili, işçiye yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat verilmesi zorunlu olan dinlenme süresidir; çalışılmayan bu günün ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışılması halinde hesap konusunda iki anlatım vardır: yaygın bordro uygulaması çalışılan saatlerin ücretini 2 kat ödemektir; Yargıtay içtihadında ise çalışılmadan hak edilen tatil ücretiyle birlikte toplamın 2,5 yevmiyeye ulaştığı hesaplamalar kabul görür. Sözleşmeyle daha yüksek oran kararlaştırılabilir; yasal seviyenin altına inilemez.
İlgili: Hafta tatili ve fazla mesai kuralları ·
Hafta Tatili terim sayfası
UBGT çalışması, ulusal bayram ve genel tatil olarak kanunla belirlenen günlerde işçinin fiilen çalıştırılmasıdır. Bu günler 2429 sayılı Kanun'da sayılır ve işçi çalışmasa da o günün ücretine tam olarak hak kazanır. Tatil gününde çalışan işçiye, çalışmadan hak ettiği bir yevmiyeye ek olarak çalışılan her gün için bir günlük ücreti ayrıca ödenir; böylece toplam, günlük ücretin 2 katına ulaşır. Tatil çalışması haftalık 45 saatlik süreyi de aşırıyorsa ayrıca fazla mesai zammı gündeme gelir. Tatil günlerinde çalışılıp çalışılmayacağı sözleşmeyle kararlaştırılabilir; sözleşmede hüküm yoksa işçinin onayı gerekir.
İlgili: UBGT ve tatil çalışması kuralları ·
UBGT (Ulusal Bayram ve Genel Tatil) Çalışması terim sayfası
Telafi çalışması, zorunlu nedenlerle işin durması veya işyerinin tatil edilmesi gibi hallerde çalışılmayan sürelerin sonradan çalışılarak karşılanmasıdır. Fazla mesai sayılmaz ve zamsız, normal ücret üzerinden ödenir. Telafi çalışması, çalışılmayan sürenin ardından 4 ay içinde yaptırılmalıdır; Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Günde 3 saatten fazla telafi çalışması yaptırılamaz, günlük toplam çalışma süresi 11 saati aşamaz ve tatil günlerinde telafi çalışması yapılamaz.
İlgili: Telafi çalışması ve mesai kuralları ·
Telafi Çalışması terim sayfası
Köprü günü, resmi tatil ile hafta sonu arasında kalan tek iş gününe verilen addır ve mevzuatta düzenlenmiş yasal bir izin türü değildir. İşveren bu günü idari izin olarak verebilir ya da çalışanın yıllık izin bakiyesinden mahsup edebilir; hangi yolun izleneceğinin yazılı bir izin politikasıyla önceden belirlenmesi uyuşmazlıkları önler. Cumartesi fiilen çalışılmayan işyerlerinde, izin hesabında cumartesinin iş günü sayılıp sayılmayacağı iş sözleşmesine ve yerleşik işyeri uygulamasına göre belirlenir.
İlgili: İzin takip programında köprü günleri ·
Köprü Günü terim sayfası
Uzaktan çalışma, işçinin iş görme edimini işyeri dışında, evinde veya teknolojik iletişim araçlarıyla yerine getirdiği, yazılı sözleşmeye dayalı çalışma biçimidir. Yasal dayanağı İş Kanunu'nun 14. maddesi ile Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'dir; sözleşmede ekipman ve giderlerin karşılanması, iletişim yöntemi, veri güvenliği ve çalışma süresi belirlenir. Mevcut işçinin uzaktan çalışmaya geçiş talebi yazılı yapılır ve işveren 30 gün içinde yanıt verir; tehlikeli kimyasal maddelerle çalışılan işler gibi bazı işlerde uzaktan çalışma yapılamaz. Uzaktan çalışan, salt bu nedenle emsal işçiden farklı işleme tabi tutulamaz; çalışma süresi ve fazla mesai kayıtları bu modelde de geçerlidir.
İlgili: Personel mobil uygulaması özellikleri ·
Uzaktan Çalışma terim sayfası
Kısmi süreli çalışma (part-time), işçinin haftalık normal çalışma süresinin, emsal tam süreli işçinin çalışma süresinin en fazla üçte ikisi kadar belirlendiği çalışma biçimidir. Oranlılık ilkesi geçerlidir: ücret gibi bölünebilir haklar çalışılan süreye orantılı olarak verilir; işçiye salt kısmi süreli çalıştığı için farklı işlem yapılamaz. Sık düşülen yanılgının aksine yıllık ücretli izin süresi tam süreli işçiyle aynıdır, oranlanmaz. Sosyal güvenlik bildirimlerinde ay 30 günden az gösterilir ve eksik gün nedeni kodlanır; eksik günler için genel sağlık sigortası tamamlaması gündeme gelebilir.
İlgili: Vardiya ve puantaj programı ·
Kısmi Süreli Çalışma (Part-Time) terim sayfası
Çağrı üzerine çalışma, işçinin üstlendiği işi işverenin ihtiyaç duyup çağırması üzerine yerine getirmesini öngören, İş Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen ve yazılı sözleşme şartına bağlı kısmi süreli iş sözleşmesi türüdür. Haftalık çalışma süresi kararlaştırılmamışsa 20 saat kararlaştırılmış sayılır ve işçi hiç çağrılmasa da bu sürenin ücretine hak kazanır. Aksi kararlaştırılmadıkça işveren çağrıyı işçinin çalışacağı zamandan en az 4 gün önce yapmalı; günlük süre belirlenmemişse her çağrıda en az 4 saat üst üste çalıştırmalıdır. Ücret çalışılsın çalışılmasın belirlenen süre üzerinden ödenir; "çağırmazsam ödemem" yaklaşımı hukuka aykırıdır.
İlgili: Vardiya ve puantaj programı ·
Çağrı Üzerine Çalışma terim sayfası
Denkleştirme, tarafların anlaşmasıyla haftalık 45 saatlik normal çalışma süresinin belirli bir dönem içinde ortalama olarak sağlanmasına imkân veren, İş Kanunu'nun 63. maddesindeki esnek çalışma düzenidir. Denkleştirme dönemi 2 aydır ve toplu iş sözleşmesiyle 4 aya çıkarılabilir; turizm sektöründe bu süreler 4 ay ve 6 aydır. Yoğun haftalarda 45 saati aşan çalışma, dönem ortalaması 45 saati aşmadıkça fazla mesai sayılmaz ve zamsız ödenir. Günlük 11 saat sınırı denkleştirmede de aşılamaz; gece çalışmasındaki 7,5 saat sınırı ise turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmetlerinde işçinin yazılı onayıyla aşılabilmesi dışında geçerliliğini korur. Yargıtay yazılı denkleştirme anlaşması aradığından örtük uygulama ispat sorunu doğurur.
İlgili: Denkleştirme ve fazla mesai kuralları ·
Denkleştirme terim sayfası
Hibrit çalışma, işin bir bölümünün işyerinde, bir bölümünün ise işçinin evi gibi işyeri dışındaki bir mekânda yürütüldüğü karma çalışma düzenidir. Türk mevzuatında "hibrit çalışma" adıyla ayrı bir sözleşme türü yoktur; düzenin hukuki dayanağı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesindeki uzaktan çalışma ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'dir (Resmî Gazete, 10 Mart 2021, sayı 31419). Yönetmelik, uzaktan çalışmanın işin tamamı için olduğu kadar kısmen de uygulanabilmesine izin verir; kritik olan, hangi günlerin ve zaman aralıklarının uzaktan yürütüleceğinin belirlenmesidir. Uzaktan çalışma sözleşmesi yazılı şekilde yapılır ve işin tanımı, süresi, yeri, ücret ve ödeme esasları ile işverence sağlanan ekipman ve bu ekipmanın kullanım yükümlülükleri sözleşmede yer alır. Hâlihazırda işyerinde çalışan bir işçinin düzeni tek taraflı olarak hibrite çevrilemez; değişiklik işçinin talebi veya tarafların anlaşmasıyla yapılır. İş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü ortadan kalkmaz: işveren, işin niteliğini dikkate alarak çalışanı riskler konusunda bilgilendirmek, gerekli eğitimi vermek ve sağlık gözetimini sağlamakla yükümlüdür. Tehlikeli kimyasal ve radyoaktif maddelerle çalışma gibi bazı işlerde uzaktan çalışma yapılamaz. Çalışma süresi, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin kuralları hibritte de aynen uygulanır; uzaktan geçen günlerin kayıt altına alınmaması, fazla çalışma uyuşmazlığında ispat sorununa dönüşür.
İlgili: Vardiya ve puantaj takibi ·
Hibrit Çalışma terim sayfası