İK Sözlüğü · İşe Giriş & Çıkış

Reeskont ve Avans Faizi nedir?

Reeskont ve avans faizi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın belirlediği ve ticari işlerdeki faiz hesaplarına ölçü olan iki resmî orandır. Reeskont oranı, bankaların vadesine kısa süre kalan senetleri Merkez Bankası'na iskonto ettirmesinde; avans oranı ise teminat karşılığı kısa vadeli avans işlemlerinde uygulanır. Bu oranlar iş hukukunun kendi kavramları değildir; muhasebede alacak ve borç senetlerinin reeskontunda, hukukta ise 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca ticari işlerde temerrüt faizi hesabında ölçü olarak kullanılırlar. İşçilik alacakları bakımından bilinmesi gereken ilk şey, bu oranların kural olarak uygulanmadığıdır. İş sözleşmesinden doğan alacaklar ticari iş sayılmadığından işçilik alacaklarına ticari temerrüt faizi yürütülmez; dolayısıyla avans faizi talebi iş davalarında kural olarak karşılık bulmaz. Belirleyici olan, talep edilen kalemin hangi faiz türüne bağlandığıdır ve bu ayrım hüküm altına alınan tutarı ciddi biçimde değiştirir. Kıdem tazminatında özel bir kural vardır: kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi hâlinde, gecikilen süre için mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilir. Bu faiz iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten işler; alacak fesihle muaccel olduğundan işverenin ayrıca ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekmez. Ücret niteliğindeki alacaklar da benzer korumadadır: 4857 sayılı İş Kanunu gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranını öngörür ve yerleşik uygulamada fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ikramiye ve prim gibi geniş anlamda ücret sayılan kalemler bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık her işçilik alacağı ücret sayılmaz. İhbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve yıllık izin ücreti yerleşik yargı uygulamasında geniş anlamda ücret niteliğinde görülmediğinden bunlara yasal faiz uygulanır. Faizin başlangıcı da farklıdır: kıdem tazminatında fesih tarihi esas alınırken bu kalemlerde işverenin temerrüde düşürüldüğü an, yani ihtarnamenin tebliği ya da temerrüt yoksa dava veya ıslah tarihi başlangıç sayılır. Uygulamada en sık yapılan hata, tüm alacaklar için tek bir faiz türü ve tek bir başlangıç tarihi talep etmektir; bu, talep edilen tutarın hükmedilen tutarla örtüşmemesine ve alacağın bir bölümünün faizsiz kalmasına yol açar.

Terimleri bilmek yetmez, uygulamak gerekir

İzin, bordro, PDKS ve özlük süreçlerinizi tek platformda, mevzuata uygun yönetin.

Ücretsiz Deneyin Tüm Özellikler

Bu tanım genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki veya mali danışmanlık yerine geçmez. Oran, tutar ve süreler mevzuat değişikliğiyle güncellenebilir; şirketinize özgü durumlar için mali müşavirinize veya avukatınıza danışın.